Son güncelleme: 16 Ocak 2021

YDS/YÖKDİL KELİME EZBERLEME TEKNİKLERİ

YDS/YÖKDİL Kelime Ezberleme Teknikleri

GİRİŞ

KELİME EZBERLEMEK İÇİN İŞE YARAMAYAN TEKNİKLER

1. Kelime Ezberleme Heyecanı Nedir?
2. Kelime Ezberleme Heyecanı Nasıl Kaybedilir?

Kelime Ezberlemek için İşe Yarayan Teknikler

1. Kelime Ezberleme Heyecanı Nedir?
2. Kelime Ezberleme Heyecanı Nasıl Kaybedilir?

KELİME EZBERLEMEK İÇİN İŞE YARAYAN TEKNİKLER VE BAZI UYARILAR

1. Kelime Ezberleme Heyecanı Nasıl Kazanılır?
2. Kelime Ezberleme Heyecanı Nasıl Korunur?

KELİME BİLGİSİNİN YDS/YÖKDİL SINAVINA KATKISI NEDİR?

1. Kelime Bilgisinin Kelime Sorularının Çözümüne Katkısı Nedir?
2. Kelime Ezberi Gerçekte Ne Sağlar ve Hangi Soru Türlerinin Çözümünü Kolaylaştırır?

EDAT VE PHRASAL VERB SORULARINDA KELİME BİLGİSİNİN ROLÜ

1. Bir YDS/YÖKDİL Sınavında, Kelime Bilgisi Edat Sorularının Çözümünde Fayda Sağlar mı?
2. YDS/YÖKDİL İçin Phrasal Verb Seçimi ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

KELİME EZBERLEMEK İÇİN 2 BONUS YÖNTEM

1. Birleşik Kaplar (Kavanozlar) Teorisi
2. Çoklu Mekân Teorisi

SONSÖZ

 

GİRİŞ

Gelin, sizinle biraz eski günlere gidelim! Lisede öğrencisiniz. Bir tarih sınavına hazırlanıyorsunuz. Ezberlemeniz gereken bir sürü insan ismi, yer ismi ve tabii ki tarih var. Öyle ya, adı üzerinde; bu, bir ‘Tarih sınavı.’ Tarih dersinizin de, notu dirhemle tartarak veren, biraz zor beğenir bir hocası var. Belki de sizin hayatta hiç işinize yaramayacağını düşündüğünüz bu dersi, hocanız gereğinden fazla önemsiyor ve sınıfa kök söktürüyor. Haliyle gerginleşir ve sınava gerçekten asılıyor olsanız bile kitaptaki onca ayrıntıyı sınav esnasında hatırlayamayacağınız korkusuna kapılırsınız. Ancak o gün gelip de önünüze konan kâğıda bir şeyler yazmaya başladığınızda, bir ayrıntı ona bağlı başka bir ayrıntıyı aklınıza getirir ve siz, o kâğıdı nasıl doldurduğunuzu anlamazsınız bile! Çünkü beyniniz, bir insan ismi ile bir söz/olay arasında (Marie Antoinette – “Ekmek yoksa pasta yesinler.”) ve bir yer ismi ile bir tarih arasında (Paris – 1789) ilinti kurmuştur.

Yabancı bir kelime işte böyle öğrenilir! İlinti varsa akılda kalır yoksa uçar gider. Bu nedenle, birbirinden bağımsız olarak ezberlemeye çalıştığınız kelimeleri sevk ve idare edemezsiniz. Çalışmanızın üzerinden daha bir hafta geçmeden bin zahmetle ezberlediğiniz kelimelerin yarıya yakını gider. Ve ay bitmeden kalanların da çoğunu unuttuğunuzu, deyim yerindeyse ‘sermayeyi kediye yüklediğinizi’ görürsünüz. Boşuna çalıştığınız hissine kapılır, heyecanınızı kaybedersiniz.

Lütfen kaybetmeyin! Çünkü yaşadığınız sıkıntı, çabanızın yetersizliğinden değil, kelimeleri elinizin altında tutamıyor oluşunuzdan kaynaklanıyor. İşte bu yüzdendir ki, iyi sözlükler vocabulary kelimesini şöyle tanımlar:

the stock of words at one’s command = kişinin hükmedebildiği (istediği cümlede, istediği gibi kullanabildiği) kelimeler toplamı.

“Biz kiiim, o kadar kelimeye hükmetmek kim?” kabullenmişliği içindeyseniz eğer, İngilizcenin belki de yıllar sürecek ‘manda ve himayesi’ne girmeye razıysanız, size diyecek ne sözümüz olabilir? Belki en fazla, kararınızı kesinleştirmeden önce bu dosyaya bir şans vermenizi önerebiliriz. Kelime ezberlemek, daha doğrusu öğrenmek için neden heyecan duymanız gerektiğine ve bu heyecanı nasıl koruyacağınıza dair bademci.com’un yaptığı akla yatkın açıklamalar, verdiği uygulanabilir öğütler belki de işinize yarayabilir. Ve sadece YDS/YÖKDİL sınavını geçmek için değil, şu ‘kurtuluşu olmayan’ dili daha iyi öğrenebilmek için de size fayda sağlayabilir.

 

KELİME EZBERLEMEK İÇİN İŞE YARAMAYAN TEKNİKLER

1- Kelime Ezberleme Heyecanı Nedir?

Kelime çalışması, içinde yaman bir çelişki barındırır. Aslında bir cümle yapısını, örneğin sıfat cümlelerinde indirgeme konusunu öğrenmek için gösterdiğiniz çabaya kıyasla kelime ezberi, İngilizce bir kelimenin Türkçe karşılığını okumaktan ibarettir. Önceden kazanılmış bir donanım gerektirmediği için çok basit ve çok kolay bir iştir. Fakat bir o kadar da eziyetli ve sıkıntılı bir süreçtir. Çünkü Giriş bölümünde açıkladığımız gibi, o kelimenin başka bir kelime ya da olayla arasında bir ilinti yoksa beynimiz bunun işe yaramadığına, kullanılmadığına karar verir ve kısa zamanda bellekten siler. Bu, bazen dakikalar içerisinde olur. Herhangi bir kelimenin daha birkaç dakika önce ezberlediğiniz Türkçe karşılığı, o kadar kısa bir süre içinde aklınızdan nasıl uçup gitmiş, anlayamazsınız. Siz, istediğiniz kadar, “Bu kelime bana lazım. Hafızama yerleşmek zorunda” diyerek kendi kendinize telkinde bulunun, sonuç değişmez. Oysaki beyninizin sınırlarını, size sormadan nerede, nasıl davranacağını ya da daha doğru bir saptamayla, nasıl programlandığını bilerek işe başlarsanız, sonuç kesinlikle değişir.

Bu değişim size çok şey kazandırır:

Kelime ezberleme kapasitenizi doğru tayin edersiniz. (Günde 10 kelime, yarına 6’sı gider 4’ü bana kalır.)

Sınırlarınızı (haddinizi!) bildiğiniz için sakin hareket eder, gerginlik yaşamazsınız. (Günde 50 kelime hedefi ile kolları sıvayıp bunu başaramayınca, becerinizi sorgulamazsınız. Dahası, “Hafızam zayıflıyor mu acaba?” endişesine kapılmaz, bir hafta sonra da işi hepten bırakmazsınız.)

Akılcı davranır, bu çalışmanın önemini kavraması için beyninize süre tanırsınız. O, sözden değil, tekrardan anlar. O’nu ancak düzenli bir çalışmayla ikna edebilirsiniz. Kapasiteniz dâhilinde, sıkıntı yaratmadan çalışmayı sürdürürseniz, kendisine ihtiyacınız olduğunu anlar ve size yardım etmeye başlar.

Lütfen O’na bu şansı tanıyın. O, sizin beyniniz, sizi siz yapan organ. O’na kızmayın. “Sen ne zaman uygun görürsen, bu kelimeyi o zaman hafızama aktar” deyin. Üstüne gitmeyin, suyuna gidin. Gündelik yaşamımızı sürdürmek için kimlerin suyuna gitmiyoruz ki! Bazen bir belaya bulaşmamak, bazen de konumumuzu/kariyerimizi korumak adına tek bir günde neleri görmezden geliyoruz! Düşünün bir lütfen!

İçimizde bir his, artık sizinle anlaşmaya başladığımızı söylüyor. Çok güzel. Şimdi devam edebiliriz. Yukarıda sıraladığımız maddelere göre; sakin kalıyor, kapasitemizi kesinlikle zorlamıyor ama basit bir düzen oturtuyoruz. Buraya kadar tamamsa, bundan sonra neler olacağına bakmanın zamanı gelmiş demektir:

Beyniniz, bu yöntemle ezberlemeye çalıştığınız kelimeleri random access memory’den (RAM – geçici bellek) non-volatile memory’e (NVM – kalıcı bellek) aktarmaya başlar.

Yetmedi, sıkça ihtiyaç duyduğunuzu fark ederek bu kelimelerin önemli bir bölümünü RAM’de hazır tutar ve gördüğünüz anda hatırlamanızı sağlar.

Yine yetmedi; siz fark etmeden, kelime ezberleme sayınızı ve hızınızı arttırır, kalıcı belleğe transfer ettiklerini ise daha uzun süre orada saklar.

Biz, bunları yazarken heyecanlanıyoruz. Acaba sizde de bir kıpırdanma başladı mı? İçinizde, bunları yapabileceğinize dair bir inanç, bir güven oluşmaya başladı mı? Bakın, sizden kelime ezberlemenizi istemiyoruz. Şimdilik sadece basit bir düzen oturtmanızı istiyoruz. Kelime ezber işi nasıl olsa gerçekleşecek, onu dert etmeyin. Siz şimdi, bu sistemi benimsediğinizi ve çalışmanızın belki üçüncü, belki dördüncü haftasında faydasını görmeye başladığınızı hayal edin. Bu, hoş olmaz mı? Sizde, daha fazla çalışma isteği oluşturmaz mı?

İşte, çok önemsediğimiz ‘Kelime Ezberleme Heyecanı’ budur ya da bundan başka bir şey değildir. Basittir, ama gereklidir. O heyecanı içinizde duymuyorsanız, kelime çalışmaları size önce sıkıntı verir, zamanla işkenceye döner ve sonunda sizi terk edip gider. O halde, bu bölüme bir dilekte bulunarak nokta koyalım: Bu dosyanın, sizde Kelime Ezberleme Heyecanı oluşturmasını ve o heyecanı kalıcı kılmasını dileriz.

2. Kelime Ezberleme Heyecanı Nasıl Kaybedilir?

Belki de şu an, “Allah, Allah! Daha kazanamadığımız bir şeyi nasıl kaybedeceğiz? Hakkında onca olumlu görüş belirttiğin Kelime Ezberleme Heyecanı’nı henüz kazanmadık ki, nasıl kaybedeceğimizi tartışalım?” diyorsunuzdur. Haklısınız. Ancak bizim de bir bildiğimiz olabilir mi acaba?

Lokman Hekim’e sormuşlar, “Sağlık nedir?” diye. “Bedeninizde bütün organlara sahip olmak ama hangisinin nerede olduğunu bilmemektir” demiş. Tıpkı dil becerisi gibi! Nerede olduğunu bilmeyiz ama bizde doğuştan vardır. Dilin parçası olan kelimeleri de o beceri sayesinde öğrenir, belleğimize kaydederiz. Ancak belleğimizdeki bir kelimenin, birkaç ezber yapınca orada kalacağını düşünür, onu kaybetme tehlikesini çok fazla önemsemeyiz. Değerini ise, onu kaybedince yani bir soruda karşımıza çıkıp doğru cevabı bulmamızı engellediğinde anlarız. Sonra da onu tekrar kazanmaya çalışırız. Ne var ki, birkaç kez sil baştan yaptıktan sonra bu defa da kendimizi bir kısır döngünün içinde buluruz. Çünkü sadece hafızamızdaki kelimeleri değil, bunları ezberlemek için duyduğumuz heyecanın da yavaş yavaş kaybolmakta olduğunu fark ederiz. İşte biz, bu heyecanın kaybedilme tehlikesini çok fazla önemsiyoruz. Çünkü içinizde heyecan varsa dağları aşar, içinizde heyecan yoksa düz yolda şaşarsınız. O halde, akılcı yaklaşım, bu değerli duyguyu hangi nedenlerle kaybedebileceğinizi önceden görebilmektir.

Kelime Ezberleme Heyecanı’nın kaybedilmesini, kazanılmasından çok daha önemli görmemizin ve önceliği ona vermemizin bir nedeni daha var. Bizler, 30 yılı aşkın süredir adayları, ÖSYM’nin çoktan seçmeli İngilizce sınavlarına hazırlıyoruz. Ve bir gerçeği çok iyi biliyoruz: Çoktan seçmeli sınavlarda doğru cevap aranmaz. Yanlışlar elenerek doğruya ulaşılır. Yani önemli olan yanlışlardır, doğrular değildir! Örneğin, 80 soruluk bir YDS/YÖKDİL sınavında, toplam seçenek sayısı 400’dür (80 soru x 5 seçenek). Bunlardan 80’i doğru, 320’si yanlıştır. Yanlış cevaplar doğruların tamı tamına 4 katıdır.

Test usulü bir sınavda eleme işlemi başladığı zaman önce her seçeneğe kuşkuyla/önyargıyla yaklaşılır. Bu adımdan sonra her seçenek, soru türüne uygun parametrelere göre test edilir. Yanlışlar bu şekilde tek tek elenir. Elenemeyen seçenek doğru cevaptır. Ancak elenemeyen 2 ya da daha fazla seçenek varsa, elinizdeki decoder o kanalların şifresini çözmekte yetersiz kalıyor demektir. Bu durumda ekrana görüntü gelmez. Ne kadar uğraşsanız da, ya doğru cevabı bulamaz ya da bulduğunuz cevaptan emin olamazsınız. Çünkü yanlışı eleyememişsinizdir. O halde, çoktan seçmeli sınav mantığına göre, Kelime Ezberleme Heyecanı’nı kaybetmek yanlış bir seçeneği eleyememek ile eşdeğer görülmeli ve bu heyecanı kazanmaktan çok kaybetmemek yani onu korumak önemsenmelidir. Artık bu bölümün asıl açıklamalarına geçebiliriz.

Bir YDS/YÖKDİL sınavı 6500-8000 kelimeden oluşur. Ve aksi gibi, her sınav döneminde, bu kelimelerin yerini büyük ölçüde yenileri alır. Niyet edip bir sınavın yabancı kelimelerini ezberlemek için masa başına geçseniz ve günler, belki haftalar sonra bu epey zahmetli işin hakkıyla üstesinden gelseniz dahi, bazı nedenlerden ötürü bu işin devamını getirmekte zorlanırsınız. Sonuçta şevkiniz kırılır ve heyecanınızı hızlı bir şekilde kaybedersiniz. Gelin, bunun nedenleri üzerinde biraz fikir yürütelim:

Kendinize yeni bir YDS/YÖKDİL sınavı uyguladığınızda, bir önceki sınavdan onca zahmetle ezberlediğiniz kelimelerin fazlaca karşınıza çıkmadığını görürsünüz.

Ezberlediğiniz kelimelerden karşınıza çıkanları ise, ya tam olarak hatırlayamaz ya da kelimenin bildiğiniz anlamını, bir gramer ya da paragraf sorusunda yerli yerine oturtamazsınız.

Sıkıntı, kelime bilgisinin doğrudan sınandığı sorularda had safhaya ulaşır. Seçeneklerde verilen bütün kelimeleri tek tek tanır, anlamlarını hatırlar ama soru cümlesini, bu kelimelerden hangisinin tamamlayacağına bir türlü karar veremezsiniz.

Bu tür soruları çözerken ilk girişiminizde isabet sağlayamadığınız zaman vazgeçmez, tekrar denersiniz. Çünkü kelime dağarcığınıza güvenir ve bir kez daha okuduğunuzda cümleleri anlayabileceğinize inanırsınız. Bu nedenle cümleleri tekrar tekrar okursunuz. Sonuç olarak, 6-7 dakikada tamamlanması gereken bu bölümde, bazen 15 dakika, bazen daha da uzun bir süre boyunca boğuşursunuz. Bu kaybınız sınavın ilerleyen bölümlerinde, size, bozulan yol, tıslayan su muslukları ve sık sık kesilen elektrik hizmeti olarak geri döner.

İzin verin, bu noktada ‘kemikleşmiş bir yargımızı’ sizinle paylaşalım. Kelime, nazlı bir misafire benzer. On kez davet eder, ancak bir kez evinizde ağırlayabilirsiniz. Ve sizden yeterli ilgi görmezse, gelmesiyle gitmesi bir olur. Eğer bu kıymetli misafirin ‘keyifli sohbeti’nden daha fazla yararlanmak istiyorsanız, onun evinizdeki kalış süresini uzatmanız yani ona biraz izzet-i ikramda bulunmanız gerekir. Bu kıssadan (örnekten) ise şu hisse (ders) çıkar: Sadece birkaç kez okuyup yazarak bir kelimenin zihnimizdeki kalış süresini arttıramayız, ek bir şeyler yapmamız gerekir. Dilerseniz, bu ‘ek bir şeyler’in neler olduğunu izleyen bölümlerde açıklamaya çalışalım.

KELİME EZBERLEMEK İÇİN İŞE YARAYAN TEKNİKLER VE BAZI UYARILAR

1. Kelime Ezberleme Heyecanı Nasıl Kazanılır?

Dosyamızın ilk satırlarından itibaren kelime ezberleme heyecanını tarif etmeye çalıştık ve birçok örnek vererek bu duygunun neden önemli olduğunu ve kaybedilmesinin ne gibi sorunlara yol açabileceğini sabırla açıkladık. Artık sıra bu heyecanı nasıl kazanacağımıza geldi. Hazırsanız, daha fazla oyalanmadan önerilerimizi sıralamaya başlayalım.

Haftalar boyu kelime ezberleyip daha sonra deneme sınavlarına geçmeyiniz. Bu ikilinin, ağır ağır ama birlikte ilerlemesini sağlayınız. Bu sayede, ezberlediğiniz kelimelerle daha sık ve sınavın sevdiği cümle yapıları içinde karşılaşma imkânı bulursunuz.

Karşılaşma sayısı arttıkça, kelimelerin akılda kalma süresi de kendiliğinden uzar. Belli bir tekrar sayısına ulaştığınızda, beyniniz, bu ‘yabancı maddeleri’ artık yabancı olarak algılamaz ve RAM hafızadan hard diske taşıması gerektiğine karar verir. İşte o an (belli bir kelime grubu için) iş bitmiştir.

Kelimeyle içli-dışlı oldukça, içinde geçtiği cümleleri de daha kolay analiz etmeye ve anlamı daha isabetle oturtmaya başlarsınız. Bu, bir cümleyi anlamak için harcadığınız ortalama süreyi kısaltır. Belki daha da önemlisi, yeni kelimeler öğrenmek için ihtiyaç duyduğunuz heyecanı arttırır. (Hatırlayınız; önceki bölümde, azıcık da olsa bu heyecanı içinizde duymuyorsanız, kelime ezberleme işinin işkenceye döneceğini vurgulamıştık.)

Hangi Kelimelerin Ezberlenmesi Gerektiği Konusunda Seçim Yapamazsanız…

Bir ciddi uyarı: Kelimeler arasında akılcı bir seçim yapamaz ve her önünüze gelen kelimeyi ezberlemeye kalkışırsanız:

Bir sürü bilim dalına ait binlerce gereksiz kelimenin arasında boğulur, kalırsınız.

Özellikle okuma-anlama (paragraf, paragraf tamamlama vs.) sorularında, çabanızın puana dönüşmediğini görür ve kelime öğrenmenin gerekliliğini tartışmaya başlarsınız. Bu soru türlerine çalışmak için zaten bin bir zahmetle masaya oturduğunuzu hesaba katarsak, bu işten vazgeçmeniz artık beklenen bir sonuç haline gelir.

Hangi Kelimelerin Ezberlenmesi Gerektiği Konusunda Mutlaka Seçim Yapabilmelisiniz…

Çözüm için önce bir YDS/YÖKDİL sınavında iki tür kelime bulunduğunu kabul ederek işe başlamalısınız:

1. Ezberlenmesi gerekmeyen kelimeler

a) Bu gruba, öncelikle her türlü bilim dalına ait özel terminoloji girer. Belli bilim dalları için belki de çok önemli olan bu terim kalabalığı, YDS/YÖKDİL sınavları açısından hiçbir şey ifade etmeyen bir ‘çapulcu ordusu’ gibidir. Soruların arasına düzensiz olarak serpiştirilmiş bu ordu, hazırlıksız adayları yakalar ve sınav salonlarının karanlık köşelerinde onların işini bitirir. Alı al, moru mor, ne olduğunu anlayamadan kendisini sınav salonunun dışında bulmuş birçok adayın belalısı işte bu çapulcu ordusudur.

Kişi bir kez bu kelimelerin eline düşmeye görsün! Bu, öyle bir bataklıktır ki, içinde çırpındıkça daha çok batarsınız. Bu kelimelerin neden olduğu karışıklık ve karmaşa yüzünden sorulan soruların özünü, ‘ne yapsanız’ kavrayamazsınız. Ardından hızlı bir güven kaybı ve çöküş başlar. Son perdeye doğru yaklaşırken, aslında kolaylıkla yapabileceğiniz ama vakit bulup doğru düzgün inceleyemediğiniz bazı sorular (puanlar) da ‘batan gemiyi’ birer birer terk ederler.

b) Belli bir bilim dalına ait olmadığı halde, ezberlenmesi ve bir YDS/YÖKDİL sorusunun çözümünde dikkate alınması gerekmeyen bir kelime grubu daha vardır:

Kimi özel ve cins isimler (deniz, göl, bitki, eşya vs. isimleri)

Sınavın çekirdek kelime hazinesi içinde sıkça kullanılmayan kimi fiiller / sıfatlar / zarflar (embrace: kucaklamak, (bir görüş, bir inanç olarak) benimsemek; dispel: (şüphe, kalabalık vs.) dağıtmak; leftover: (yemek vs. için) artık)

Bu distractor (insanın dikkatini dağıtan) kelimelere karşı da uyanık olmalı ve bunları görmemezlikten gelmelisiniz.

2. Ezberlenmesi gereken kelimeler

YDS/YÖKDİL sınavlarında, adaylarca bilinmesi istenen bir çekirdek kelime hazinesi vardır. Bu hazinenin kapsamı sınavdan sınava kimi farklılıklar gösterse de, temelde pek değişmez ve bazı önemli kelimeler neredeyse her sınavda adayların karşısına çıkar (örn: virtually: neredeyse, hemen hemen; ensure: mümkün kılmak, garanti etmek; recover: iyileşmek, toparlanmak; vulnerable: savunmasız, tehlikeye açık; negligible: göz ardı edilebilir vs.).

Adı çekirdek olmakla birlikte, ilk başlarda bu hazinenin kapsadığı geniş alan insanın gözünü korkutur. Ancak akılcı bir strateji izleyerek kapsamı daraltmak mümkündür. Şimdi dilerseniz, bu stratejiden biraz bahsedelim:

Birinci Gün:

Sitemizin eski ÜDS Deneme Sınavları dosyasını açıp buradaki sınavlardan (fen, sağlık ya da sosyal ayrımı gözetmeksizin) birini çözünüz. (Bu sınavların YDS/YÖKDİL’den bir farkı yoktur. Sorular eski yıllara aittir ancak eskimiş değildir.) Soruları çözdükten sonra sınav dosyasının sonundaki Yabancı Kelimeler bölümünü masanızın üstüne koyunuz.

Burada verilen kelimelerin ikiye ayrıldığını göreceksiniz:

1. Kırmızı kelimeler (her adayın bilmesi gereken türden çekirdek kelime hazinesi.)

2. Siyah kelimeler (ezberlenmesine gerek olmayan, çeşitli bilim dallarına ait özel terimler, özel isimler, teknik kelimeler vs.)

Kırmızı Kelimeler’den bilmediğiniz en az 50 tanesini gelişigüzel seçiniz. Bunları bir defterin / kartonun beş ayrı sayfasına; örneğin, 10’arlı bloklar halinde yazınız. (Hedefinizi asgari sayıda tutmaya azami özen gösteriniz.) Kelimelerin Türkçe karşılıkları arka sayfada ya da aynı sayfanın sağ sütununda bulunsun. (Türkçe karşılıklar sağ sütunda ise kâğıdı / kartonu ikiye katlayınız.)

Bu kelimelerin ezberini beş güne bölünüz. Asla tatil arası vermeyiniz. Kelimeleri sadece bir kez okuyunuz. Daha sonra kendinizi hemen test ediniz. %25-30 başarı normal bir sonuçtur. Bu işlemi -mümkünse günün farklı saatlerinde- iki kez daha tekrar ediniz.

Bir günlük işlem tamamdır. Bu işlem için ayrı bir çalışma saati ayırmayıp günün içinden vakit çalınız (örneğin ders araları, öğlen arası vs.).

Unutmayınız! Masa başında çalışırsanız, beyniniz bunu ders olarak algılar. İşin keyfi kaçabilir. O nedenle bir önceki maddeye uygun hareket edip gün içinden vakit çalınız. Buna, zorunlu olarak vermeniz gereken ‘ihtiyaç molası’nı da dâhil ediniz.

İki önemli not:

1. Kayıt cihazınız varsa, bu işi daha keyifli hale getirebilirsiniz. Kelimeleri ’Birinci blok, İkinci blok’ diye adlandırarak cihazınıza kaydediniz. Ancak kayıt esnasında, İngilizce kelime ile Türkçe karşılığı arasında üç-beş saniye boşluk bırakınız. (Arayı üç-beş saniyeden fazla tutmayınız. Pratik süre hesabı: 1001’den başlayıp içinizden 1005’e kadar saydığınızda 5 saniye eder.)

2. Ertesi gün kulaklığı takıp kaydı dinlemeye başladığınızda, bir kelimenin İngilizcesi ve Türkçe karşılığı arasında kalan bu üç-beş saniyelik boşlukta, kelimeyi hatırlamaya ve söylemeye çalışınız. Bu, çok sağlam bir yöntemdir; önerilir. (Uyarı: Hatırlayamadığınızda, kayıt cihazını durdurup kendinize ek süre vermeyiniz ve beyninizi kesinlikle zorlamayınız. Sesini çıkaramasa da, beyniniz bu zorlamadan hoşlanmayacak ve acısını ileride başka türlü çıkaracaktır.)

İkinci Gün:

Bir ya da en geç iki gün sonra, ezberlediğiniz kelimelerin anlamlarını hatırlamak için, yaptığınız deneme sınavına ve bu kelimelerin içinde geçtiği sorulara geri dönünüz. Kelimelerin anlamını, soruları okuyarak bulmaya çalışınız.

Bu işlemlerden sonra kelime testini kendinize son kez uygulayınız.

Bu şekilde devam ederek o sınavdan çıkardığınız 50 kelimelik bloğu/listeyi tamamlayınız. Başarınız %50’ye (%100’e değil!) ulaştığında yeni bir YDS/YÖKDİL deneme sınavına geçerek, aynı işlemleri sabırla tekrar ediniz.

Telaş etmeyiniz. Çalışmadan elinizde kalanı küçümsemeyiniz, onunla yetininiz. Eğer birinci ayın sonunda, haftada 50 kelime x 4 hafta = 200 kelimelik bir bloktan aklınızda 100 kelime yer edebilmişse, böyle bir çalışmayı gerçekleştirmeyen başka bir adaya kıyasla 100 adım önde olursunuz. Bunu önemseyiniz ve bununla mutlu olunuz.

Uyarılar:

Kelime ezberleme hız ve sayınız ve bu kelimelerin akılda kalma süresi yavaş yavaş artacaktır. Bu nedenle günlük ezber sayınızı hemen arttırmayınız. SABIRLI OLUNUZ!

Ezber işinin hassas bir çalışma konusu olduğunu ve sıkıldığınız zaman çok çabuk vazgeçebileceğinizi unutmayınız. Günlük ezber sayınızı en az 3-4 hafta boyunca asgari düzeyde tutunuz.

Günde 10 kelimenin size sıkıntı vereceği konusunda en küçük bir şüpheniz varsa, bu sayıyı hiç düşünmeden 5’e indiriniz. Ancak, gündelik hedefinizi her ne pahasına olursa olsun (at all costs) tutturunuz.

Ezberlediğiniz kelimelerin sayısından çok, niteliği ve ne kadar süre boyunca hafızada kaldığı önemlidir. Bu nedenle, ezber sayınızı arttırmak tek amacınız olmasın.

2. Kelime Ezberleme Heyecanı Nasıl Korunur? 

Bazen bir bilgiyi, beceriyi, hatta bir ahlaki değeri elde tutmak (korumak), onu kazanmaktan daha zordur. Basit bir örnekle anlatmaya çalışalım: Yıllarca uğraşır, kendinizden ve belki ailenizin vaktinden ve kazancından çeşitli fedakârlıklar yapar, itibar kazanırsınız. Fakat bir yanlış hareketiniz, bir hatalı davranışınız her şeyi yerle bir eder ve yılların emeğiyle kazandığınız itibarın yok olduğunu görürsünüz. Yabancı dil bilgisi, tam da bu açıklamayı haklı çıkartacak türden korunması zor bir birikimdir. Zahmetle bir araya getirdiğiniz bu birikim, üzerine gitmediğiniz takdirde görece kısa sürelerde aklınızdan çıkar. Bir soruyu çözmeye ya da bir cümleyi anlamaya çalışırken duraksamalar yaşamaya başlarsınız. Duraksama sayınız arttıkça dili öğrenmek ve geliştirmek için duyduğunuz, zaten bin bir zahmetle tetiklenmiş olan heyecan azalır. İşin devamını getirmekte zorlanırsınız. Fakat bu zorluğun üstesinden gelmenin de elbet bir yolu vardır. İsterseniz, biraz da bunun üzerinde duralım ve bademci.com’un hocaları olarak görevimizi layığıyla yerine getirmeye çalışalım.

Havuz problemlerini bilir misiniz? Hani şu matematik derslerinde, bir taraftan hoca-öğrenci herkesin elbirliği edip doldurmaya çalıştığı ama alttan su kaçırdığı için bir taraftan da sürekli boşalan havuzlar. Eminiz, siz de o soruları çözerken, “Arkadaş, madem boşalacak, o zaman biz bu havuzu niye doldurmaya çalışıyoruz?” demişsinizdir. Kelime çalışmaları işte tam bu şekilde ilerler. Havuz bir taraftan dolar, bir taraftan boşalır. Fakat lütfen endişe etmeyin; dolan miktar boşalan miktardan daima daha fazladır. Siz, kayıpları doğal kabul ederek kelime ezberlemeye başlarsanız, elinizden kaçanları dert etmez, kalanlara bakarsınız. Yeter ki, az da olsa her gün kelime heybenize bir şeyler ekleyin. Ekleyin ki, gidenlerin yerine yenisi gelsin. Tezgâh durmasın, çalışsın. Bunu başarmak için:

Tatil arası vermeyin. Çünkü pazartesi sendromu yaşarsınız. Beyniniz tatilden falan anlamaz. Ara verdiğinizde, boş kaldığınız (dersle ilgilenmediğiniz) süreye bakar ve “Bu arkadaş çalışmayı bıraktı. Demek ki, bu kelimelere ihtiyacı kalmadı” der ve kendince bir hesap yaparak safra atmaya başlar. Yani gereksiz gördüğü YDS/YÖKDİL kelimelerini ufak ufak heybeden boşaltır.

Tatil günlerinde bile gündelik YDS/YÖKDİL kelime hedefinizin yarısını ya da hiç değilse bir çeyreğini ezberlemeye gayret edin. Heybeyi asla boş bırakmayın.

Ancak zorunlu bir nedenle yine de ara vermek zorunda kalırsanız, verilen aranın süresi (örneğin 5 gün) çarpı günlük kelime hedefi (örneğin 10 kelime) eşitliğini kurarak, işe tekrar başladığınızda 50 kelime ezberlemeye kalkışmayın. Hatta 10 hedefinde zorlanıyorsanız -ki 5 gün aradan sonra bu beklenen bir durumdur- bu hedefi hemen ve hiç düşünmeden 5 kelimeye indirin.

Önceki bölümün ‘Birinci Gün’ başlığı altında açıkladığımız gibi, öğrenip öğrenmediğinizi son kez test etmek için kelimeleri, ilgili soruların içinde okuyup anlamını hatırlamaya çalışın. Çünkü bir cümlenin içinde birçok ayrıntı vardır. Beyniniz ezberlemeye çalıştığınız kelimeyi o ayrıntılara bağlar yani onlara link verir. Link sayısı arttıkça kelimenin sadece bellekte kalma süresi artmaz, artık oraya yer eder, adeta vidayla sabitlenir. Bu noktadan sonra isteseniz de, özel bir çaba sarf etseniz de, o kelimeyi unutamazsınız.

KELİME BİLGİSİNİN YDS/YÖKDİL SINAVINA KATKISI NEDİR?

1. Kelime Bilgisinin Kelime Sorularının Çözümüne Katkısı Nedir?

Aslında bu sorunun cevabı son derece basittir: Soru cümlesini tamamen anladıysanız, seçeneklerde verilen kelimeleri çok iyi tanıyorsanız ve cevaptan %100 eminseniz, cevap kâğıdı üzerinde uygun işaretlemeyi yaparsınız. Bu durumda tabii ki ezberlediğiniz kelimelerden fayda görürsünüz. Ancak bu iyi senaryo. Ne yazık ki, bir de kötü senaryo var.

Ortalama dil bilgisi ve kelime hazinesine sahip bir adaysanız, bilmediğiniz tek bir kelime yüzünden anlamı oturtamadığınız ve sizden istenen kelimeyi cümledeki boşluğa doldurmakta zorlandığınız çok olmuştur. Doğrusu, ikilemde kaldığınız takdirde soruyu boş bırakmaktır. Ancak bu da “Easier said than done!” (Söylemesi kolay!), uygulaması ise zor bir iştir. İnsan doğası gereği, üzerinde uğraştığımız iş tamamlansın, bir sonuca ulaşsın isteriz. Bu nedenle, hiçbir aday zaman ayırıp incelediği ve cevabına yaklaştığı soruları boş geçmekten hoşlanmaz. ‘YDS / E-YDS / YÖKDİL’de Süre Yönetimi’ adlı dosyamızda soru işaretleme teknikleriyle ilgili altın değerinde öğütler vermiş ve adayları, boş bırakılmayan soruların nelere mal olacağı konusunda uyarmıştık. Biz buraya, o dosyadan tek bir uyarıyı taşıyalım:
Belli bir kelime sorusunun size gösterdiği samimiyetten en küçük bir kuşku duyuyorsanız, o sizi terk etmeden önce siz onu terk edin. Hemen uzaklaşın oradan ve arkanıza bile bakmayın. Lütfen şöyle düşünün: “Nasıl olsa, her boş bıraktığım soruda 0.25* puan hakkım var.” Gerçekten de elinize hâkim olur ve cevap kâğıdınızdaki seçeneklerin içini gereksiz yere doldurmazsanız, sınav sonunda yapacağınız toplu atış ile (yanlışlar doğruları götürmediği için) bu puanlar size belli bir oranda geri döner.

*Bu sistemin nasıl çalıştığına dair fikir edinmek isterseniz, ‘YDS / E-YDS / YÖKDİL Sınav Stratejisi’ adlı dosyamızı incelemenizi öneririz.

Kelime sorularına tekrar dönecek olursak;

Bu soruların masum görünüşlerine aldanmayınız.

Sadece kelime ezber sayınızı arttırarak, kelime sorularındaki başarınızın da aynı oranda artabileceğini sanmayınız.

Bazen hiç bilmemek, az bilmekten daha iyidir. Kelimeleri tanımayan ve dolayısıyla kelime sorularını es geçen bir aday önce vakit kaybetmeyecektir. Daha sonra, sınav bittiği zaman boş bıraktığı sorularda kendisini sabırla bekleyen ek puanlardan bir kısmını (toplu atış yaparak) iade alacaktır.

Ek açıklama: 10 adet kelime, phrasal verb ve edat sorusunda ortalama olarak her bir seçenekten iki doğru cevap çıkacağını varsayalım (2 A + 2 B + 2 C + 2 D + 2 E). Buna göre, bu bölüme elini sürmeyen bir adayın toplu atıştan 1 ya da 2 doğru cevap yakalaması beklenir. Diğer taraftan, yetersiz bilgiyle bu bölüme saldırıp püskürtülmüş bir adayın da çıkartabileceği doğru cevap sayısı genellikle 2 ya da 3 civarında olacak, kaybettiği vakit de yanına kâr kalacaktır. Karar sizindir.

2. Kelime Ezberi Gerçekte Ne Sağlar ve Hangi Soru Türlerinin Çözümünü Kolaylaştırır?

Bir önceki bölümü okuduktan ve belki de biraz şevkiniz kırıldıktan sonra aşağıdaki soruyu sormanız artık an meselesidir:

 ‘Kelime Sorusu Çözemeyecek Olduktan Sonra, Kelime Ezberlemenin Ne Önemi Kaldı?’

Kesinlikle haklısınız. Kelime ezberi, kelime sorularının çözümünde ancak bir ilk adım olarak görülebilir. Özellikle, 10 soruluk cloze test bölümünde, bir küçük metnin içine gizlenmiş onca tuzak arasından bir kelime sorusunun doğru cevabını yakalamak gerçekten kolay iş değildir. O halde, kuru kuruya kelime ezberleme işinin ve bunları, sınavdakilere kıyasla daha basit cümle yapıları içinde kullanabilme becerisinin tek başına marifet olmadığı anlaşılır. Zaten bizim de, şu ana kadar verdiğimiz önerileri uygulayan bir adayı, kelime sorularında başarılı kılmak gibi bir iddiamız yoktur. Sınavdaki tuzakları düşününce, doğruları söylemenin en iyi siyaset olduğuna inanıyoruz (Honesty is the best policy.).

 ‘Peki, O Zaman Biz Bu Kelimeleri Neden Ezberliyoruz?’

Bu kelimeleri;

42-80 arasında yer alan okuma-anlama sorularını daha kolay çözebilmek için,

Bilinmesi gereken ve gerekmeyen kelimeleri ayırt edebilmek için ve

Çapulcu ordusu’yla baş edebilmek için ezberliyoruz.

(Bkz. yukarıda Hangi Kelimelerin Ezberlenmesi Gerektiği Konusunda Mutlaka Seçim Yapabilmelisiniz… bölümü)

Bir gramer ya da paragraf inceleme sorusunda, cevabın bulunmasını sağlayacak oranda işe yarar kelime bilmek ve diğer ‘fasa fiso’ kelimeleri -anlamları bilinse de bilinmese de – es geçebilmek, sınavı kolaylaştırmak için bir önkoşuldur ve bir disiplin işidir. İlk başlarda sonuç vermez, bilakis kuşku yaratır. Ama o zahmetli ilk aşama geçildikten sonra, keyfi de bir o kadar kalıcı olur.

Bu sistemin oturması için;

‘Ezberlenmesi gereken kelimeler’ başlığı altında açıkladığımız yönteme uyarak, sitemizdeki ÜDS deneme sınavlarından en az 5-6 tanesini çözünüz ve bu sınavları kelime ezberi için kullanınız.

‘YDS/YÖKDİL GRAMERİ NASIL ÇALIŞILIR’ adlı dosyamızın içinde yer alan örnek gramer sorularını çözerken, gereksiz kelimeleri nasıl ayıkladığımızı ve az sayıda ama işe yarar bir çekirdek kelime hazinesinden yararlanarak, hedefe nasıl ulaştığımızı anlamaya çalışınız.

‘Bu Kelimeler Nerelerde İmdadımıza Yetişir?’

Bazı temel (kırmızı) kelimeler özellikle YDS/YÖKDİL paragraf çözümlerinde büyük fayda sağlar. Şöyle ki;

1. YDS/YÖKDİL paragraf sorularında, doğru cevaplar genellikle paragrafta verilen kimi ifadelerin eşanlamlısı olur. Örneğin, paragrafta herhangi bir unsur için not dangerous sıfatının kullanıldığını varsayalım. Doğru seçenekte, bu sıfatın eşanlamlısı olan hardly hazardous karşılığını bulabilirsiniz. Dangerous ve hazardous sıfatlarının eşanlamlı olduğunu bilen bir aday, doğru cevaba çok yaklaştığını anlayacak ve zaman kazanacaktır.

2. Zıtlık bağlacı kullanılan bir cümle tamamlama sorusunda ise, bazen birbirine zıt anlamlı 2 basit kelimeyi görmek, cevabı neredeyse garanti eder: delay x hurry, many x few, be sure x doubt vs.

Örnek soru:
While air quality may improve with increased biofuel use, —- .

  1. water quality can suffer due to over-use of fertilizers and overdrawn water supplies
  2. worldwide ethanol demand has pushed up the cost of corn by 25% and sugar by 100%
  3. fuel crops increase in value
  4. the energy balance of today’s ethanol is positive
  5. 75 million gallons of biodiesel and 4 billion gallons of ethanol are made every year

Doğru cevap A.

Sorudaki while bağlacı içeren yan cümle past continuous ya da present continuous tense çekimine sahip olmadığına göre, burada while, whereas bağlacı görevinde kullanılmıştır. Bu bağlaç, ortak bir konunun taban tabana zıt iki yönünü anlatır: I like fish, whereas my wife hates it. (ortak konu: fish; zıtlık: like x hate)

A Soru cümlesinde may improve (iyileştirmek / geliştirmek) fiili kullanıldığına göre, bu fiille zıt anlamlı bir seçenek aramak akıllıca olacaktır. İçinde taşıdığı suffer (sıkıntı, problem yaşamak), overuse / overdraw (= her ikisi de kabaca aşırı kullanmak) kelimeleriyle A seçeneği neredeyse bağıra çağıra yerini belli etmekte, anlayanlar için ‘Cevap burada; başka yerde arama!’ demektedir.

B seçeneğinde verilen push up (bir şeyin fiyatını vs. yükseltmek) ve %25-%100’lük artışlar ile soru cümlesinde geçen increased fiili arasında zıtlık değil, aynı yönde bir ilişki vardır.

C ve D seçenekleri de benzer hatalar içermekte (increase ve positive kelimeleri) ve kolaylıkla elenebilmektedir. 

E seçeneğinde ne bir olumsuzluk ne de ortak bir konu var.

 

EDAT VE PHRASAL VERB SORULARINDA KELİME BİLGİSİNİN ROLÜ

1. Bir YDS/YÖKDİL Sınavında, Kelime Bilgisi Edat Sorularının Çözümünde Fayda Sağlar mı?

Sınavdaki 11-12 adet kelime sorusunun, genellikle 3’ü preposition (edat) ve 2’si phrasal verb (fiil+edattan oluşan deyimsel ifade) bilgisini sınar. Bunlar cevabı çok kolay, çok hızlı bulunabilen sorulardır (ama bilene!). Evet, edatlar sayıca azdır (çok sık kullanılan 20-30 edat vardır), ancak bunlar cümle içinde yüzlerce isim, sıfat ve fiille birlikte binlerce varyasyon oluşturur. Bu kadar varyasyonu akılda tutmanın imkânı da yoktur, gereği de! Üstelik bunların birçoğu Türkçenin mantığına da uymaz. Biz, kendi dilimizde “Sizden özür dilerim” deriz. Bu cümlenin İngilizce karşılığının “I apologize from you” olması beklenir. Ancak İngilizler from yerine to edatı kullanırlar: “I apologize to you.” Yine de çok belli başlı bazı ikilileri öğrenmek faydalı olabilir:

prevention (korunma) + from
symptom (belirti) + of
be aware (farkında olma) + of
be in agreement (anlaşma, uzlaşma) + with

Fakat bu işi çok da fazla abartmamak gerekir. Çünkü ortalama bir YDS/YÖKDİL adayının zamanı değerlidir ve puana dönüşmesi zor konuları çalışırken dikkatli bir kâr-zarar hesabı yapması gerekir.

2. YDS/YÖKDİL İçin Phrasal Verb Seçimi ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bir özdeyiş: Her kim bir phrasal verb sorusunu doğru cevaplayabilirse, aynı başarıyı diğer phrasal verb sorularında da sürdürebileceği yanılgısına kapılır. Öyle ya, cümleyi anladıysanız ve bu cümlenin ihtiyaç duyduğu phrasal verb’ü tanıyorsanız, cevabı da kolaylıkla bulabilirsiniz. Ama bir başka soruda;

Seçeneklerde verilen phrasal verb’lerin anlamını, aklınıza yer etmiş benzeri yüzlercesi arasından tam olarak çıkartamayabilirsiniz,

Seçeneklerde verilen bütün phrasal verb’leri tanısanız dahi cümleyi doğru düzgün anlayamadığınız için seçim yapmakta zorlanırsınız,

Ya da bir phrasal verb’ün, bildiğiniz 3 anlamı dışında 4. ya da 5. anlamı ile karşılaşır ama bunu fark edemeyebilirsiniz. Bu durumda, bildiğiniz anlamları soru cümlesine yükler durur ama sonuç alamazsınız!

Örnek soru

Most people would be —- by the idea of a computer that contains living brain cells.

A) made over
B) turned down
C) found out
D) played down
E) put off

Doğru cevap E.

 A: make over: devretmek

Before he died, he had made over the whole property to his eldest son.

Ölmeden önce, bütün mülkü en büyük oğluna devretti.

 B: turned down: reddetmek, geri çevirmek (sık sorulan bir phrasal verb)

Without giving it a second thought, he turned down the offer to become the manager of the company.

İkinci bir kez düşünmeye gerek görmeksizin, şirketin müdürü olma teklifini reddetti.

 D: play down: (bir şeyi) önemsiz göstermeye ya da örtmeye çalışmak

The US government is playing down its role in the crisis.

ABD hükümeti, krizdeki rolünü örtmeye çalışıyor.

 E: be put off by smth: (bir şeyin) itici gelmesi, rahatsızlık vermesi

Örnek sorunun çevirisi:

Most people would be put off by the idea of a computer that contains living brain cells.

İçinde canlı beyin hücreleri taşıyan bir bilgisayar fikri pek çok insana itici gelebilir.

Be put off ile örnek cümle:

At first I was put off by his rude manners. But then I found someone very kind

underneath this rudeness.

Başta onun kaba tavırlarından rahatsız olmuştum/tavırları bana itici gelmişti. Ama sonra bu kabalığın altında yumuşak kalpli, sevecen bir insan buldum.

Not: Put off’un ilk akla gelen anlamı ertelemektir. Örnek soruda fiilin 6. anlamı* sorulmuştur (Bu, eski bir ÜDS Sosyal Bilimler sorusudur.). Bu soru, 60-70’lik bir adaya değil, en az 90-95’lik bir adaya sorulmuştur. Put off ikilisini en yaygın kullanılan anlamıyla ‘ertelemek’ olarak bilen bir aday, örnek soruda belki de ilk iş olarak doğru cevap E (put off) seçeneğini eleyecektir.

*Kaynak: Courtney Rosemary, Longman Dictionary of Phrasal Verbs, s. 469.

Phrasal verb bahsi için sonsöz: Burada yaptığımız açıklamaların amacı YDS/YÖKDİL adaylarını, phrasal verb çalışmalarından soğutmak değildir. Ancak YDS/YÖKDİL hazırlığı için sınırlı süreler ayırabiliyor ve bu süreleri de en verimli şekilde kullanmak istiyorsanız, phrasal verb’ler konusunda dikkatli ve seçici davranmanızı öneririz. Örneğin, edatlarda olduğu gibi, yine çok bilinen bazı ikilileri öğrenmekle yetinebilirsiniz: turn down, make up (telafi etmek, makyaj yapmak), give up (vazgeçmek), give in (teslim olmak) vs.

KELİME EZBERLEMEK İÇİN 2 BONUS YÖNTEM

1. Birleşik Kaplar (Kavanozlar) Teorisi

Tarif:

a) Sitemizdeki herhangi bir eski ÜDS deneme sınavının sonunda verilen Yabancı Kelimeler dosyasından 50 tane kırmızı kelime seçiniz. (Sınavın kelime sorularına ait yanlış seçeneklerde verilen kelimeleri listeye almayınız. Çünkü bu kelimeler bir cümle içinde kullanılmadıkları için kendinizi test etmekte zorlanabilirsiniz.)

b) Bu kelimeleri, bir karton parçasında en fazla 10 kelime olmak üzere (5 daha da iyi) kartonlara yazınız. Kartonların bir yüzünde kör olasıca İngilizce kelimeler, diğer yüzünde Türkçe karşılıkları olsun.

c) Kelimelerin ikiden fazla anlamını kartonlara geçmeyiniz.

d) Şimdi çalışma odanızın uygun bir yerine 3 adet farklı boyda boş kavanoz koyunuz.

e) Çalışma odanızdaki kavanozların en büyüğünün içine bu kartonları atınız.

f) Bunlardan birini gelişigüzel seçip 2-3 dakika içinde ezberlemeye çalışınız (en çok 5 dakika). Hemen ardından kendinizi test edip başarınız ne olursa olsun bu kartonu ortanca kavanoza atınız.

g) Ertesi gün ortanca kavanozdan bir önceki günün kartonunu çıkararak, kendinizi bir kez daha test ediniz. %50 başarıyı tutturana kadar bu karton ortanca kavanozda kalsın. %50’ye ulaştığınızda, bir ‘Fatiha’ okuyunuz ve kartonu ebediyen istirahat edeceği en küçük kavanoza atınız.

h) Bu işlemler 25-30 kelime için tamamlandığında, o sınava geri dönüp kelimelerin içinde geçtiği soruları tekrar okuyunuz ve cümleler içinde ezberlediğiniz kelimelerin anlamlarını çıkarmaya çalışınız (%50 gayet iyi bir sonuçtur; unutmayınız!). Aynı işlemi ikinci 20-25 kelime için de tekrar ediniz.

i) 7 gün içinde 50 kelimelik ilk bloğu tamamlayınız. Bundan sonra, her 7 günde bir, diğer deneme sınavları üzerinde aynı işlemi tekrar ediniz.

j) Küçük kavanoz dolmaya başladıkça, ‘Hey gidi günler hey! Şu kavanozu doldurmak için kaç uykusuz gece geçti, hey!’, diyerek efkâr dağıtınız.

Önemli not: Birleşik kaplar (kavanozlar) teorisi’, çalışma odasını sık ziyaret eden adaylar için düşünülmüştür. Çalışma odalarını nadiren ziyaret eden adayların kavanozlara kelime yerine turşu basmaları daha akıllıca olacaktır. 

2. Çoklu Mekân Teorisi

 Giriş açıklaması: Bu teori, kelime ezberlemek için banyo dâhil, bir evin her yerinden yararlanılabileceği görüşü üzerine inşa edilmiştir. Teorisyen, bugüne kadar birçok mimarlık ve mühendislik fakültesinde ders verdiği için farklı bir mekân anlayışına sahiptir.

a) Birleşik Kaplar (Kavanozlar) Teorisi’nin ilk üç maddesini aynen uygulayınız. Ancak, kapsamı 5 kelime ile sınırlayınız.

b) Evin çeşitli yerlerine kelime kartonlarını bantla yapıştırınız (gardırop kapılarının iç ya da dış yüzlerine, sıkça kullandığınız çalışma masasının çekmecelerine, alet edevat kutusu gibi sürpriz eşyaların içine, yatak odanızda yastığınızın altına, banyodaki aynanın üstüne, paranızı ve ziynet eşyanızı sakladığınız kuytu köşelere vs.).

c) Ev ahalisinin alaylarına aldırış etmeyiniz. Bırakınız onlar kendileriyle alay etsinler.

d) Ezber ve test sonrası, 5 kelimede 3 doğruyu bulduğunuzda bu kartonları yenileriyle değiştiriniz. İşi biten kartonları küçük bir kavanozda biriktiriniz. Kavanoz küçük olsun ki, çabuk dolsun.

e) Kavanozda 10 karton biriktiğinde (10 karton x 5 kelime = 50 kelime), Birleşik Kaplar Teorisi’nin h ve i maddelerini uygulayınız.

SONSÖZ

Büyük’ sözü dinlemedikleri ve yapılan uyarıları kulak arkası ettikleri için tarih boyunca helak olmuş birçok kavim vardır (örneğin Lût Kavmi, Nuh Kavmi). Başarısız YDS/YÖKDİL adaylarının bu kavimlerden farkı, onların bir kez değil, her sınav döneminde bir daha, bir daha helak olmalarıdır. İngilizce bilmek ve bir YDS/YÖKDİL sınavında başarılı olmak adeta birbirinden bağımsız çalışan iki ayrı mekanizma gibidir. Bu, kuru kuruya bilgi ve kelime depolayarak YDS/YÖKDİL sınavını başarmaya çalışan adayların bir an önce anlaması ve kabul etmesi gereken önemli bir gerçektir. YDS/YÖKDİL’in kendisine özgü bir mantığı vardır ve bunu geç fark edenler helak olurlar. Örneğin, 3 ayda bir sınav salonlarına gider gelirken helak olurlar, yılda 4-5 kez başvuru yapmaktan helak olurlar. Her akşam “Ne pişireyim, nasıl pişireyim?” sorusuna cevap arayan ev hanımları gibi, onlar da her sınav döneminde “Bu defa ne çalışayım, hangi kursa gideyim?” diyerek helak olurlar.

YDS/YÖKDİL sınavını başarabilmek için geniş bir kelime hazinesine ekmek ve su kadar ihtiyacınız olduğunu biliyor ve bu konuda adım atmak zorunda olduğunuza inanıyorsanız, yolunuz doğrudur. Ancak kelime hazinenizi akılcı bir strateji dâhilinde genişleterek, doğru yolu en doğru yol haline getirmelisiniz. Bunu başarabilmek istiyorsanız;

Seçici davranmalı, karşınıza çıkan her kelimeye itibar etmemelisiniz.

Size sıkıntı vermeyecek en az miktarda (örneğin günde 5 kelime) ve en kısa süreyi ayırarak (örneğin günde 5 dakika) kelime çalışmalı ama mutlaka ve mutlaka bu işi her gün yapmalısınız.

Hafta sonları dâhil, o günkü ezber listenizi cebinizde ya da çantanızda taşımalısınız.

Hızınız yavaş yavaş artacaktır; sabır göstermelisiniz.

Ezberlemeye çalıştığınız 50 kelimenin 25’i bir hafta sonra hâlâ aklınızda kalabiliyorsa, bu, MÜKEMMEL bir sonuçtur. Sakın ola küçümsemeyiniz! Bu direnci göstererek, ‘Neresini ezberleyeceğim? Nasılsa bir hafta sonra hepsi uçup gidiyor!’ diyen bir başka adayın 25 adım önüne geçersiniz.

Bazı kelimeler size direnebilir yani ne yapsanız, bu kelimeler belleğinizde yer etmez. Kesinlikle inatlaşmayıp bunları es geçiniz. Ve merak etmeyiniz; o kelimeler olmadan da YDS/YÖKDİL’i başarabilirsiniz.

Kendinizi, ezberlediğiniz kelimelerden son kez test etmek için, o kelimelerin ait olduğu ÜDS ya da YDS/YÖKDİL sınavına ve sorulara geri dönünüz. Çünkü kelimelerin oturup oturmadığını en iyi o sorular gösterecektir.

Kelime çalışmalarınızda başarılar dileriz!

www.bademci.com